GAZİ ÜNİVERSİTESİNİN DURUMU

 

  1. ÖĞRETİM ÜYELERİNİN MALİ KAYNAKLARI VE BUNLARI ARTIRMAK İÇİN YAPILANLAR
  1. MAAŞ
  2. EK DERS ÜCRETLERİ
    1. Lisans Eğitimi ( Ek ders ücretleri Fakülteden alınıyor.10 saatin üstündeki

derslere ücret tahakkuk ediyor )

    • 1nci Öğretim öğrencileri ( 1nci ve 2nci öğretimden 50 saat,bölüm

başkanı ise 54 saate kadar ders ücreti alması mümkün )

    • 2nci Öğretim öğrencileri

2.2. Lisans üstü Eğitim ( Ek ders ücretleri Enstitülerden alınıyor )

    • 1nci Öğretim öğrencileri ( 1nci ve 2nci öğretimden toplam 60

saate kadar ders ücreti alması mümkün )

    • 2nci Öğretim öğrencileri

 

3. YAZ OKULU ( Derslerden kalan öğrenciler için Bütünleme Sınavı hakkı

olmadığı için bir sonraki yıla kalmamak isteyen öğrenciler için açılıyor. )

    • 1nci Öğretim öğrencileri ( Ders ücretleri Lisans ve Lisans üstü

eğitiminkinden daha yüksek )

    • 2nci Öğretim öğrencileri

 

  1. DİĞER ÜNİVERSİTELERDE DERSLERE GİRME VE DERS ÜCRETİ ALMA
    • 1nci Öğretim öğrencileri ( Bölüm ve Fakülte yönetimi izin ile birkaç

üniversiteye birden derse gitmek mümkün

olduğundan herkesin gitmesi mümkün değil )

    • 2nci Öğretim öğrencileri

 

  1. RESMİ KURUMLARDA GÖREVLENDİRME VE BURALARDAN MAAŞ ALMA
  2.  

    Birkaç resmi kurumda birden görev ve maaş almak mümkün ( Bölüm ve Fakültenin izni ile olduğundan herkesin gitmesi mümkün değil .Ör : 1987 yılında Türkiye Elektrik Kurumu çevre danışmanı olarak benimle 1 yıl daha çalışmak istediğinde,TEK’e verilen cevapta o doçente izin vermiyoruz ama size şu yardımcı doçenti tavsiye ediyoruz dendi )

  3. DÖNER SERMAYELİ FAKÜLTELERDE DÖNER SERMAYEDEN PAY ALMA

Özellikle Tıp fakültelerinde döner sermayeden birkaç milyar almak mümkün. Daha az miktarları Diş Hekimliği ve Eczacılık Fakültelerinde ödeniyor.

 

7. DERS KİTAPLARINDAN GELİR ELDE ETME

Kitapların çok adette satılması için bir yabancı kitaptan 20-30 kişi birden tercüme yaptığı ve

her kişi bu kitabı kendi üniversitesinde satarak birçok üniversitede birden satılması sağlandığı

iddiaları. Veya kendi yazdığın kitabı diğer üniversitelerdeki hiyerarşide kendi altında olan

kişilere gönderdiği ve o kişi ilerideki engellerde karşısına çıkabilecek bu profesörden herhangi

bir zarar gelmemesi için derslerinde öğrencilerine bu kitabı satmak zorunda kaldığı iddiaları.

 

  1. BU GELİRLERİ DAHA FAZLA ARTIRMAK İÇİN YAPILAN VEYA ÖĞRENCİLER TARAFINDAN YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN EYLEMLER
  1. Öğretim üyelerinin hiç girmediği ve Araştırma Görevlileri tarafından yürütülen “Laboratuar “ ve “ Tatbikat “ adlı dersler, Öğretim Üyeleri üstünde göründüğü için ek ders ücretleri onlar tarafından alınır. ( Öğretim üyelerinin genelde ders yüklerinin yarıdan çoğu bu şekildedir )
  2. 10 saate kadar dersler ücretsiz olup daha fazla girilen dersler için ücret alınır. Bunu sağlamak için bazı hocalara Bölüm Başkanı tarafından 0 veya 2 saat ders verilir ve onların verebileceği dersler hiyerarşide daha alttaki bir başka öğretim üyesine verilir. Bu haksız kazanç için Sayıştay’a yapılan başvuruya cevap almak mümkün olmaz ( Örneğin bir Profesör 17 yıl süresince hiç ders ücreti alamaz ve mesela bir Yardımcı Doçent “ Allah kahretsin yine ders ücreti veriyorlar “ diye aklınca dalga geçer. Veya bir Profesör sıfır saat dersi olduğu için “ Öğrencisiz Profesör “ diye gazeteye demeç verir ama ülkede bunu görecek yetkili bulamaz .Bölüm Başkanı Prof. Dr. Metin AKTAŞ bal tutan parmağını yalar misali 1999-2000 eğitim yılında Lisans eğitiminin 1 inci öğretiminde 32 saat ve 2nci öğretiminde 32 saat ( 24 saati mesai dışı yani ders saat ücreti daha fazla ) ücrete tabii fazla dersi vardır ve bu başkan ayrıca Lisans üstü eğitimden ek ders ücreti almakta,resmi kurumlardan ek maaş almakta ).
  1. Bir dersten daha fazla para kazanmak için bir dersin birkaç Öğretim Üyesi tarafından yapılması.
  2. Sınıfları birleştirerek ders yapmalar ( Ör: 3’er saatlik aynı dersi alan farklı statüdeki öğrenciler birleştirilip ders yapılıyor ve böylece 9 saat yerine 3 saatte bu iş bitirilip 9 saatlik ders ücreti alınıyor )
  3. Ders öncesi gelip öğretim üyesi derse ait fotokopileri öğrencilere veriyor ve böylece dersi yapmadan ders ücreti alma yolunu seçenlerde oluyor.
  4. Başka üniversitelere derse gidince ders ücreti ikiye katlanıyor. Böylece o dersi verecek öğretim üyesi olduğu halde,para kazandırmak için diğer üniversiteden öğretim üyesi çağrılıyor. Diğer üniversitelere derse gidenler askeri sır gibi saklanır.
  5. Diğer Üniversiteye giden öğretim üyesi 15 günde bir giderek toptan ders yapıyor.
  6.  

  7. Diğer Üniversiteye giden öğretim üyesi dersleri Cumartesi-Pazar yapıyor ve çifte katlanmış ders ücreti yeniden çifte katlanmış oluyor. Yani yaklaşık 1nci öğretim dersi 1 ise,2nci öğretim dersi 2 ve diğer üniversitede Cumartesi dersine 4 misli ücret tahakkuk ediyor.
  8. Toplam bir eğitimden 30 saatin üzerinde ders ücreti tahakkuk ettirilmediği için diğer üniversitelere derse giden öğretim üyeleri bunu kendi fakültelerine yazılı beyanda bulunmuyorlar. Böylece bir hocanın ifadesiyle “ çifte kavrulmuş “ ders ücretleri alıyorlar
  9. Öğrencilerin kasten bırakılıp yaz okuluna gelmeye zorlandığının öğrenciler tarafından iddia edilmesi ( ispatlama için yine öğrencilerin yetkililer önünde beyan etmesi gerekir )
  10. Hatta bazı öğretim üyelerinin iştahı çok fazla olduğu için çok fazla öğrenci bırakır ve böylece yaz okulunda sınıflar çok kalabalık oldu diye sınıflar ikiye bölünür. İki dersten yaz okulu açmışsa böylece 4 sınıf olur ve bir milyarın üstünde ücreti birkaç haftada alır.
  11. Bu kadar ile de doyulmaz bir profesöre ait iki dersten doçentlere yaz okulu açtırılır. Çünkü kendilerinin yandaşlarının da dersleri de onları doyurmamıştır.
  12. Çok para kazanmak için Yaz Okulunu cazip duruma getirmek gerekir ve örneğin 3ncü sınıfı yeni bitirmiş öğrenciler 4ncü sınıfta 3 ay okuyacağı dersler için 1 yıl önceden yaz okuluna gidip birkaç haftada o dersi görür. Böylece öğretim üyesi de memnun ve öğrenci de memnun kalır yaz okulundan. Bu şekilde başka öğretim üyesinin dersinden de yaz okulunda para kazanmıştır üniversitedeki yönetici destekli öğretim üyeleri.
  13. Bu kadar değişik yollardan para kazandıkları halde doymayıp kendilerine ait olmayan yani başka hocaların dersinden yaz okulu dersini kendilerinden olan doçentlere açtırırlar ve onların da doymasını ve sürekli kendilerine bağlı kalmasını sağlarlar.
  14. Öğrencilerin Bütünleme sınavları kaldırılmıştır. Öğrencinin sınıfı geçmek için tek bir Final sınavı şansı vardır. Veya Yaz okulu adında yeni konulan bir statü söz konusudur. Yaz okulunda da bazı öğrencilerin kasten bırakılıp bir sonraki yıl sınıf mevcudiyetinin 50 kişiyi geçmesinin sağlandığı ve böylece 50 kişiyi geçen sınıflar için çift ders ücretinin alındığının öğrenciler tarafından iddia edilmesi.
  15. Öğrencilerin ( daha fazla ücret almak için ) seçmeli derslerin alınması konusunda tehdit edildiği iddiaları. Eğer seçmeli dersi almayan öğrenci olursa Öğretim Üyesinin bu öğrencileri mecburi dersinde bırakacağı tehditleri konusundaki iddialar ( öğrencilerin iddialarını soruşturmalarda tekrarlaması gerekir )
  16. Daha fazla ders ücreti almak için “ Araştırma Projesi Dersi “ ( 6 saatlik ders ) gibi aslında hiç yapılmayan derslerin programlara girmesi. Bu dersleri açan her hocanın öğrencisinin sınavlarını her konudan anlayan bölüm başkanları yapar ve istediği notu vererek öğrencilere hangi hocalardan bu dersleri almaları konusunda sinyaller verir. Zaten bölüm başkanı destekli danışmanların öğrencilerin araştırma projesi dersi için istedikleri öğretim üyelerini onaylaması gerekir ve bölüm başkanının onaylamadığı hiçbir öğretim üyesini öğrencilerin seçmesi mümkün değildir.
  17. Derslerin 17’ den sonra yapılmasının ( yönetimdeki öğretim üyelerince ) tercih edilmesi ve böylece daha fazla ders ücreti alınması. 2 inci öğretimdeki kendi dersini 17’de başlatıyor.
  18. Ders programı yapılırken derslerin tatil günlerine gelmemesinin ( yönetimdeki öğretim üyelerince ) sağlanması ve böylece daha fazla ders ücreti alınması. Tatile gelen ders günleri kendi tarafında olmayan öğretim üyelerine veriliyor.
  19. Öğrencilere zorla kendi ders kitabının sattırıldığının öğrenciler tarafından iddia edilmesi.
  20. Fakültelere yapılan çeşitli başvurular ( resmi ve özel kuruluşların araştırma istekleri, Danıştay’dan sınav kağıdı inceleme istekleri vb.).Bu para karşılığı yapılacak işlerin yönetim ve yakını kişiler dışındaki öğretim üyelerinin duymasının veya duysa bile izin almasının olanaksız olması ( Ör: Milli Parklar Genel Müdürlüğünün Termessus ve Köprülü Kanyon Milli parklarının şu hoca tarafından araştırılması konusunda Fakültenin iznini istiyoruz yazısına Fakülte o milli parkları o hoca tek başına araştıramaz ekip kurduğu taktirde izin veriyoruz diye cevap verir ve bölümdeki hoca diğer üniversitelerden 2 öğretim üyesi bulur, Bu kez Fakülte kendi bölümünden ekibi kurmadın diye izin vermez,çünkü kendi bölümündekilerde tembihlenmiştir. Kendinden parası çıkmayacak Fakülte, izin için ipe un serer )
  21. Ders parası öyle cazip gelir ki Bölümün idaresini elinde tutanlar sana ders parası kazanma olanağı tanıyacağız, yalnız sana Yüksek Lisans ve Doktora tezlerini yaptırtan hocana artık selam vermeyecek,onunla konuşmayacak vb. denir ve o Yardımcı Doçentler devletin birkaç kuruşu ile ( kendileri masrafa girmeden ) transfer edilirler. 16 yıldır o dersi anlatan doçentten ders alınır ve yardımcı doçente verilir.
  22. Hatta fakülte dışında onlara ek gelir sağlayacak olanakları birileri yaratır. Örneğin konusu Prof. Dr. Metin AKTAŞ’ ı konusu parazitoloji “ yani parazit hayvanlarla ilgili olduğu halde TSE ( Türk Standartları Enstitüsü ) de Petrol Standartları Hazırlık Grubu Başkan Yardımcısı yaparlar.
  23. Bölümde 18 yıldır başkası üzerine kayıtlı olan fakat rektörüne kadar, dükkanın aslında ona ait olduğu bilinen eski bakan oğlu öğretim üyesi öğlenleri yemek yemeğe ve ortalıkta görünmeye gelir, diğer zamanlarda görünmez ve rektörüne kadar el üstünde tutulur ve Fakülte Kalkındırma Derneğine de aşırı miktarlarda çiçek satar ( Başka öğretim üyeleri de fakültede başka şeyler satarlar ). Bir başka Profesör ortalıkta 2 gün görünmedi diye soruşturma açılır. Bir başka profesörün bir Vakıfta “ Bitki Sosyolojisi Araştırma Merkezi “ kurduğunu duyunca o Vakıfa resmi yazı yazıp maaş alıp almadığı sorulur,eğer alıyorsa o profesörün işine son verip ondan kurtulacaklardır.
  24. Ders paraları ile doymak mümkün değildir ve 1999-2000 döneminde 2.öğretim öğrencilerine “ Biyoloji ve çevre “ dersini veren bu satırların yazarından bu ders alınır ve daha çok kazansın diye bir doçente verilir. Nasıl olsa bu satırların yazarının 16 yıl haftada 2 saat ve son 2 yıl hafta 6 saat dersi vardır ve aynı dersi 1.öğretim öğrencilerine verse ne olur,nasıl olsa burası bizim çiftliğimiz derler.
  1. ÜNİVERSİTEDEKİ KEYFİLİKLERDEN BAZI ÖRNEKLER
  1. Dekanın hanımı diye bölüme öğretim görevlisi olarak alınır,daha sonra kızı Araştırma görevlisi olarak alınır ve daha sonra da o dekanın damadının kız kardeşi Araştırma görevlisi olarak alınır.
  2. YÖK Denetleme Kurulu üyesinin hanımı diye 10 yıl önce üniversiteden ayrılmış bir kimse bölüme öğretim görevlisi diye alınır.
  3. Üniversitenin başka bir fakültesinin dekanının yeğeni yine tesadüfen araştırma görevliliği sınavını kazanır.
  4. Bölüme alınacak Araştırma görevlisi sınavlarına 4-5 hafta öncesinden sınava gireceklerden birisi 3 hafta boyunca Laboratuar dersine sokulur,dersi alan öğrenciler bu kişiyi Araştırma görevlisi sanırlar. O kişi daha sonra yapılan araştırma görevlisi sınavını bileğinin hakkı ile kazanır.
  5. TÜBİTAK’ın bir dergisinin editörün oğluna yüksek lisans tezi yaptırılır ve o editörde bu tez danışmanını proje ve yayın incelemelerinde TÜBİTAK’ta etkili kılar ve doçent olarak arasında sorunları olduğu profesörlerin proje ve yayın tekliflerini nasıl geri çevirdiğini,TÜBİTAK’tan aldığı projenin kaç milyarlık olduğunu şahısları dolaşıp anlatır.
  6. Araştırma projesi dersinde öğrencilere konu verilip o konuda bilgi toplattırılıp daha sonra o öğrencinin haberi olmadan veya haberi olarak o öğrencinin adı konmadan proje dersi tezi aynen o hoca tarafından sadece kendi adıyla yayınlanır.
  7. Staj adında dersler konur ve staj diye özellikle idareci durumundaki öğretim üyeleri ve onun yandaşları her yıl bir çok öğrenciye 30 iş günü boyunca kendi özel işlerini yaptırır ve bunları daha sonra sadece kendi adıyla yayınlar. Profesörlüğüne veya doçentliğine kadar sadece birkaç yayını olan öğretim üyesi proje öğrencileri,staj öğrencileri veya tez öğrencilerinin emeklerinin üstüne konarak birden hızlanır ve yılda onlarca yayın (!) yapmaya başlar.
  8. Dönem başlarında bazı öğretim üyeleri sınıfta iyi İngilizce dil bilen öğrenci olup
  9. olmadığını sorarlar ve bu iyi yabancı dil bilen öğrencileri odasına götürüp tercüme edilecek kitaplar gösterilir. Eğer bu kitapların tercümesi biterse bu öğrencilerin okulları bittiğinde araştırma görevlisi olarak bölüme girmeleri konusunda güvenceler verilir ve doğal olarak tercümeler bittikten sonra bu sözler yerine getirilmez.

  10. Bazı öğretim üyelerini anaları idareci olsun diye doğurmuştur ve onların unvanları uygun olmasa da onlara 17 yıllık fakülte geçmişinde mutlaka bir idari görev bulunmuştur ( Örneğin şimdi profesör olan lider bayana yardımcı doçentliğinin ilk gününden beri).
  11. Bölümde daha önce kendilerinin akademik yükselmesini sağlamış bir profesör, kendileri de profesör olduklarından ve artık rakip sayılır ve yok edilmesi gerekir. Bölümün 17 yıldır perde arkası lideri bayan profesör en önemli kozu olan iftira ve dedikodu mekanizmasını çalıştırır. O profesörün asistanı ile uygunsuz ilişkileri vardır ve asistanı ondan bir bebek beklemektedir. Fakülte sözde imzasız bir mektup almıştır ve dekan yardımcılığı görevine dayanarak soruşturma açar ve bunu tüm üniversitelere ve öğrencilere yayarlar. Sakın ola o profesörden seçmeli ders
  12. alınmasın ve yanına tez öğrencisi olarak girilmesin. Çünkü o profesör tehlikelidir. Bu durumda o profesör isyan edip sağa sola bu durumu şikayet eden mektuplar yazar. Ancak daha sonra profesör imzasız tehdit mektupları almaya başlar. Sonunda tehditler işe yarar ve profesör 2 yıllığına izinli olarak başka üniversiteye kaçma yolunu seçer.

  13. Başka Üniversiteye kaçma zorunda kalan bu profesör çok sayıda üst makama bölümdeki keyfilikleri anlatan mektuplar yazar ve birkaç yıl önce YÖK bölüm için soruşturma açar ama sonuçta bu bölümde soruşturmaya değer hiçbir şey bulamadığından soruşturmayı kapatır.
  14. Bu satırların yazarının Türkiye kamuoyunda yüzlerce kişi ve kuruluşa Gazi üniversitesindeki keyfilikleri duyuran yazısı başbakanlıkça gereği yapılmak üzere YÖK’e iletilir ve soruşturma açılır. Soruşturmanın sonucu bölümden kaçan profesör gibi bu profesörce de merakla beklenirken Fakülte hem suçlu hem güçlü misali bu satırların yazarı için soruşturma açar.
  15. Bu satırların yazarı bölümün perde arkası daimi lideri bayan profesöre göre komünisttir ve fakülteyi bu komünistten korumak için bayan profesör fakültenin öğretim üyelerini toplar ve bu profesöre selam vermemeleri ve onunla konuşmamaları konusunda emir verir. Bir üniversite sınavında Malatya’da 2-3 gün mecburen birlikte kalan bir yardımcı doçent bu profesörü komüniste benzetemez ve bu emir verme olayını anlatır. Bir öğrenci de benzer bir olayı anlatır ve aynı lider bayan profesörün derslerde bu satırın yazarının bir komünist olduğunu her fırsatta dile getirir, hatta dersler az gelir ve bu lider bayan profesör öğrencileri sıkça odasına çay içmeye çağırarak kendisine fırsatlar yaratır. Böylece artık hiçbir öğrenci bu profesörün yanında staj,araştırma projesi veya tez yapmayacaktır. Bu kurtarıcı ve dürüst lider bayan profesör sayesinde bölümde artık bundan sonra mutlu bir yaşam sürecektir.
  16. Bu satırların yazarı bölümdeki keyfilikler için dekana gider böyle devam ederse
  17. kendisinin bir şeyler yapacağını söyler. Dekan “ sonuçlarına katlanırsın” diye onu tehdit eder ve sonuçta kamuoyuna bu keyfilikler duyurulmaya başlanır. Bölüm Akademik Kurulunda bu mektupları yazan profesörün kışkırtıcıları kim diye aranmaya başlanır. Aslında kışkırtıcı aranmamakta ve bu profesöre yaklaşan kışkırtıcı olarak algılanacaktır mesajı verilmektedir. Yani dekan beyin ifadesiyle sonuçlardan biri daha şiddetli olarak devreye konulmuştur.

  18. Bu lider bayan profesör sadece Gazi’nin mutluluğunu düşünmez, diğer üniversitelerin de mutluluğunu düşünmektedir. 1998 yılında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Biyoloji Bölümü için bir yardımcı doçentlik kadrosu açılır ve bu kadroya 2 aday başvurur. Birisi 1 yayınlı Erdal ÖĞÜN ve diğeri 5 yayınlı Fehmi ODABAŞI’ dır. Tesadüfen 3 kişilik jüriye bu bayan profesörde girer ve bu jüri 1 yayınlı adayı destekler. Bölüm başkanı Prof. Dr. Avni ÖZTÜRK’ ün bu tutuma karşı çıkmasının bir yararı olmaz. Çünkü bu lider bayan profesör bu bölümün de mutluluğunu düşünmektedir.
  19. Yukarıda bahsedilen keyfiliklerin birçoğunun sorumlusu veya destekçisi bölüm başkanını yeni rektör taltif edip dekan yapar.
  20. Aynı dekan Kimya bölümü başkanlığı seçimi için ilginç bir yöntem bulur ve bölümde her öğretim üyesinin odasına gidip sordum ve çoğunluğun istediği bu diye bölüm başkanını seçer.
  21. Bu dekan Biyoloji bölümü başkanlığı için hiçbir yöntem bulmaz ve hem dekanlık hem de bölüm başkanlığını birlikte yürütür. Çünkü kendisinden başka bölümde 6 profesör bulunduğu halde hiçbiri bölüm başkanlığına layık değildir. Bölüm başkanlığına layık kişi şu anda doçenttir ve çok yakında profesör olacağı kesindir.
  1. BİR ÖĞRETİM ÜYESİ BÖLÜM VEYA FAKÜLTE YÖNETİMİ İLE TERS DÜŞER ise BAŞINA NELER GELEBİLİR
  1. Bölüm veya fakülte ile ters düşme olasılığı her zaman için çok yüksektir. Örneğin Araştırma Görevlisi alımı için açılmış sınavda Jüri başkanı veya bir başkasında jüri üyesisiniz ve sınavdan sonra siz daha kağıtları okumadan ve sizin imzanız alınmadan bir bakarsınız lider bayan profesörün çabaları ile sonuçlar açıklanmış. Siz ne oluyor diye bölüm başkanı,dekan,enstitü müdürü ve rektör yardımcısına sorduğunuzda ise sen çok konuşuyorsun diye yıllarca bir daha jüri üyesi olamazsınız.
  2. Doktorasını vermişse Yardımcı Doçentlik, Doçentlik bilim sınavlarını vermişse Doçentlik kadrosunu alamaz .Yani daha yüksek maaş ve kadronun verdiği diğer imkanları alamaz. ( Ör. 7,5 yıl doçentlik kadrosu alamaz ve Profesör oluncaya kadar Yardımcı Doçentlik maaşı alır ).
  3. Eserleri ne kadar çok olursa olsun Profesörlük kadrosu üniversitede açılmaz ve açılmayan kadroya başvuramaz ve o üniversitede hiçbir zaman profesör olamaz. ( Veya kadro açılsa bile iki mahkeme kararına rağmen hukuk devletinde profesörlük başvuru dilekçesi 1,5 yıl rektör tarafından işleme konmaz ).
  4. Bölüm veya fakülte ile kendinizin de ters düşmesine gerek yoktur. Eğer sizin hocanız bu kişiler ile ters düşmüşse otomatik olarak sizde ters düşmüş sayılırsınız. Örneğin bölümde 3 yıl önce açılan bir yardımcı doçentlik kadrosuna bölümdeki iki aday başvurur. Hocası bölüm ile ters düşmüş adayın yayınları diğerinin birkaç katıdır. Ancak çok doğal olarak bu bölümde bu kişi yardımcı doçentliğe layık değildir. Aday mahkemeye başvurur ve mahkemenin sonucunu 3 yıldır beklemektedir. Mahkeme bir gün bitse ve kazansa bile nasıl olsa yasalara göre kurumlardaki idari hatalardan şahıslar değil kurumlar sorumludur ve o nedenle bu kişiler hakkında tazminat davası kazanma olasılığı yoktur. Başka bir örnek olarak profesörlük başvurusunu 1,5 yıl işleme konmaması ile ilgili tazminat davasında eski rektör suçlu bulunmuştur ama tazminat davası sonucu aynı yasa gereği Yargıtay tarafından bozulmuştur.
  5. Doçentlik kadrosu alana kadar 2 yılda bir sözleşmeli statüsünde çalışır,uyumsuzlar bu süre içinde sözleşmeleri yenilenmeyerek ayıklanır ( İyilerin ayıklandığı üniversitedeki doğal olmayan seleksiyon. Bilindiği gibi Darwin’in ileri sürdüğü “ Doğal seleksiyon “ farklı olup doğadan kötüler ayıklanır )
  6. Profesörlüğe kadar asgari 29 engelden atlaması gerekir,yönetim ile uyuşamazsa engellerden birinde düşer ve kapının önüne konulur.

 

Engeller :

  • Araştırma Görevlisi giriş yabancı dil sınavı
  • Araştırma Görevlisi giriş bilim sınavı
  • Araştırma Görevlisi giriş sözlü sınavı
  • LES ( Lisans üstü Eğitim Sınavı )
  • Yüksek lisans giriş sınavı
  • Yüksek lisans derslerinin sınavları
  • Yüksek lisans tez çalışması
  • Yüksek lisans tez savunma sınavı
  • LES (Lisans üstü Eğitim Sınavı )
  • Doktora giriş dil sınavı
  • KPDS (Kamu Personeli Dil Sınavı )
  • Doktora giriş bilim sınavı
  • Doktora derslerinin sınavları
  • Doktora yeterlilik sınavı
  • Doktora tez çalışması
  • Doktora tez çalışmasının 3-6 ayda bir “ Tez izleme komisyonu “ tarafından denetlenmesi

( asgari 4 denetleme. Bilimsel olarak tez danışmanı bir öğretim üyesi

olduğu halde, kurulan bu tez komisyonu ile tez öğrencisine asıl muhatap

alınacak kişinin tez hocası olmadığı mesajı verildiği iddiaları )

  • Doktora tez savunma sınavı
  • Yardımcı Doçentlik kadrosu açılır ise
    1. Yardımcı Doçentlik dil sınavı
    2. Yarımcı Doçentlik jüri değerlendirmesi ( Puanlama ile )
  • Doçentlik için bilimsel eserler üretme
  • KPDS ( Kamu Personeli Dil Sınavı )
  • Doçentlik dil sınavı
  • Doçentlik bilimsel eserleri için jüri değerlendirmesi ( Ör: Bir profesör doçent olacağı zaman doçentlik sınavlarının her kademesinde kalarak ilerler ve YÖK’ün bilgisayarı bu doçent için 5 kez jüri seçer ve tesadüf 5 kez aynı 5 jüri üyesi YÖK’ün müthiş bilgisayarından çıkar )
  • Doçentlik sözlü bilim sınavı
  • Doçentlik kadrosu için jüri değerlendirmesi ( Kadro açılır ise veya kadro açılsa bile bugün Profesör olan kişi zamanında doçentlik kadrosu için başvurduğunda eserleri diğer 2 adaydan daha fazla olduğu halde kadro alamamış ve kadrolar diğer 2 kişiye verilmiştir )
  • Profesörlük için bilimsel eserler üretme
  • Profesörlük kadrosu için jüri değerlendirmesi ( Kadro açılır ise )
  • Sözleşme engelleri
    1. Yüksek lisans 2-4 yıl
    2. Doktora 4-8 yıl
    3. Doçentlik 3 yıl
    4. Profesörlük 5 yıl

 

Yani asgari 7 veya çok daha fazla sözleşme engelleri ile birlikte yukarıdaki asgari 22 engel. Genel toplam asgari 29 engel )

  1. Gençlere sadece bu asgari 29 engelin olmadığı başka yasal olmayan engellerin de çıkarılabileceği çeşitli şekillerde gösterilir. Örneğin Latin atasözünde “ çamur at izi kalsın “ sözünde olduğu gibi eski bölüm başkanının bir hanım öğretim üyesini hamile bıraktığı her fakülte ve her üniversitede kulaklara fısıldanır. Artık o öğretim üyesi bunun aksini ispatlayacağım diye uğraşsın dursun. Veya bölümdeki bir öğretim görevlisi baskılardan bunalır Üniversitenin başka bir fakültesine gitmek ister,o fakülte de onun için kadro açar. Ancak bunlar fısıltı gazetesini devreye sokarlar ve o “ ihtiyar komünist “ öğretim görevlisine o fakülte kadroyu yanlışlıkla açmışız der ve başvurusunu eline geri verirler.
  2. Araştırma görevlisi alıp ona tez çalışması yaptırtamaz. Yani bilim adamı yetiştiremez ( Ör: Bir Profesöre 18 yılda sadece bir Araştırma Görevlisi verilir )
  3. Tez öğrencisi ( Bölüm,Enstitü veya Üniversite dışından tez yapma sınavlarını kazanmış 3 değişik kategorideki tez öğrencileri ) alamaz ve tez çalışması yaptırtamaz. ( Ör: Bir Profesör 18 yılda sadece 2 tez yaptırtabilirken bir doçent 20’den fazla tez yaptırtabilir. Öğrencilerin tezleri yayınlanırken genelde birici ad öğretim üyesinin adı olur böylece öğretim üyesi 20’den fazla yayın sahibi olur. Tezler ikiye bölünüp yayınlanırsa yayın sayısı 40’ı geçer )
  4. Araştırma Projesi Dersi için bölüm başkanının emri ile öğrenci bulamaz ( Ör: Bir Profesör 18 yılda sadece 4 Araştırma Projesi Öğrencisi bulabilirken bir Yardımcı Doçent veya Doçent onlarca öğrenci bulabilir )
  5. Araştırma Projesi Dersi için birkaç öğrenci gelse bile bunun sınavını o öğretim üyesi değil bölüm başkanı yapar ve onlara keyfinin doğrultusunda düşük not verir. Öğrenciler bakar ki o öğretim üyesinden ders alanlar hep düşük not alıyor ve bir daha o öğretim üyesinden hiçbir öğrenci Araştırma Projesi dersi almaz.
  6. Staj öğrencisi bulamaz ve dolayısıyla diğer öğretim üyeleri gibi özel işlerini 30 iş günü boyunca bu öğrencilere yaptırtamaz. ( Ör: Bir Profesör 18 yılda sıfır staj yaptırtabilir )
  7. 10 saat üstünde ders bulamaz ve ek ders ücreti alamazken 17 yıl süresince bölümün ağaları istedikleri kadar ek ders bulabilir ( Ör: Bir profesör 17 yıl ders ücreti alamaz ve 1999-2000 öğretim yılında ilk kez ayda 1nci dönem 194 ve 2nci dönem 83 milyon ders ücreti alır ve 2000-2201 öğretim yılında tekrar ders parası alamaz. Çünkü bölüm başkanını kızdırmıştır ).
  8. Normal öğretimde verdiği derslerden başka öğretim üyelerine Yaz Okulu açtırılır.
  9. Sınavlara ( Araştırma Görevlisi,bölüm içinde veya bölüm dışından tez öğrencisi,Yüksek Lisans ve Doktora yeterlilik bilim ve yabancı dil sınavları vb.) jüri üyesi olarak giremez veya Doçentler bile yüzlerce girmişken o profesör 10 civarında girer. Çünkü o Profesör 1984 yılında jüri başkanı olduğu Araştırma Görevlisi alım sınavında kağıtları daha okumadan sonuçlar açıklandığı için rektör yardımcısı,dekan,Fen Bilimleri Enstitüsü Müdür ve Bölüm başkanına gidip durmuştur yani çok konuşmuştur )
  10. Bölümde ( Bölüm başkanlığı ve Bölüm Başkanlığı Yardımcılığı, Tez İzleme Komisyonu üyeliği vb.), Fakültede ( Fakülte Yönetim Kurulu, Fakülte Kurulu,Fakülte Araştırma Projesi Uzmanlık Gurubu, Fakülte Dergisi Bilim Kurulu üyeliği vb. ) ve Üniversitede ( Üniversite Yönetim Kurulu,Üniversite Senatosu,Üniversite Araştırma Fonu Yönetim Kurulunda Fakülte temsilcisi,Enstitü Müdürlüğü ve Yüksek Okul Müdürlüğü vb.) idari görevlere akademik hayatı boyunca gelemez.
  11. Bölüme alınacak alet ve kitaplar konusunda gereksinimleri sorulmaz.
  12. Odasına gereksinim duyduğu eşya ve malzemeyi alamaz ve 17 yıl bir ayağı olmayan masa ve iskemleyi kullanır. Bir gazete demeci sayesinde dekan ona 4 ayaklı bir eski masa ile bir koltuk temin eder.
  13. Bölümde veya Fakültede kendisi ile konuşacak kimse bulması zorlaşır.
  14. Bilimsel toplantılara uzman olduğu için davet edilip izin istediğinde,yapacağı konuşmanın yazılı metnini gördükten sonra karar vereceğiz denir.
  15. YÖK’ün kuruluşundan bu yana 18 yıldır Bölümlerde ve Fakültelerde artık kadro oluşturdukları için artık demokrat olmuşlardır ve her kararın artık demokratik olması için oylama ile alınmasını yeni istemeye başlamışlardır.
  16. Yukarıdaki olumsuzlukları adli makamlara duyurduğunda savcılık soruşturma açar ama savcılığın karar alma yetkisi olmadığından hazırladığı dosyayı gereğinin yapılması için YÖK’e gönderir. YÖK ise bu dosya ile ilgili hiçbir işlem yapmaz.
  17. Yukarıdaki sorunlar için mahkemeye başvurursa mahkeme ya hiç bitmeyecekmiş gibi sürer veya olay önemini kaybedince dava biter ( Örneğin doçentlik kadrosu için dava açtığında,davayı açan 6 yıl sonra Profesör olunca “ Profesör olduğunuz anlaşıldığından davanız düşmüştür ” diye mahkemeden cevap alır ).
  18. Yukarıdaki sorunları medyaya duyurursa hakkında soruşturma açılır. Bölüm kınama kararı alır ve diğer bölümlere de sizde bu öğretim üyesini kınayın diye yazılar yazarlar. O zaman öğretim üyesi ben kınanmışım öyleyse kınama yazısın bana gönderin diye rektörlüğe başvurur ama ne rektörlük,dekanlık ve bölüm kınama yazısını göstermez. O öğretim üyesi nasıl kınandığını bir türlü anlayamaz.
  19. Bölümdeki ve hatta Fakültedeki Araştırma Görevlileri ve Öğretim üyelerine o öğretim üyesine selam vermeme ve onunla konuşmama talimatı verilir. Böylece bölüme araştırma görevlisi,tez öğrencileri alındığını aylar sonra çeşitli vesilelerle ( sınava gözcü olarak geldikleri vb.) öğrenir.
  20. Bölümde hiçbir profesör, öğrenci danışmanlığı yapmazken bir profesöre bölüm başkanınca danışmanlık görevi verilir. Yani aslında ona yüzlerce öğrenci notunun öğrenci kartlarına işlenmesi görevi verilir. Bu profesör bu görevi kabul etmeyince dekanlığa durum bildirilir ve fakülte diğer profesörlerin neden böyle bir görevle görevlendirilmediğini dikkate bile almadan o profesöre uyarı cezası verir.
  21. Böyle gergin ortamın olduğu bir bölümde bölüm kurullarından bazılarına katılmayınca bu kez aynı profesöre fakülte kurulunca 1 günlük maaş kesme cezası verilir. Başka bir profesör bölüm kurullarına katılmadığı halde aynı ceza ona verilmez, çünkü onu başka bir şekilde daha şiddetli cezalandırmışlardır.
  22. Gazi Üniversitesi web sayfasındaki “ Gazi Üniversitesi Rehberi “ nde bu üniversitenin kuruluşundan beri yani 10 yılı profesör olmak üzere yaklaşık 17 yıldır çalışmanıza rağmen adınızı başkaları bulamaz. Çünkü rehber sayfasına bile istediklerinin adını koyarlar.
  23. Gazi Üniversitesi dergisinde eski bölüm başkanı OPTIMA adlı bilimsel kuruluşun Türkiye temsilcisi diye haber çıkar. Sizde EUCC ( Avrupa kıyıları koruma birliği ) nin Türkiye temsilcisiyim bunu da yazın dersiniz ama yazılmaz.
  24. Bir çevre gönüllü kuruluşunun faaliyeti çerçevesinde kendi fakültenizde çevre konulu konferans vermek istersiniz ve fakültemizde konferans verilebilecek salonumuz olmadığından isteğiniz uygun görülmemiştir yazılı cevabını alırsınız.

V. Bu koşullar içinde ÜniversitelerdeN NELER BEKLENEBİLİR ?

  1. Rektör adayları her 4 yılda vaatler yarışına girer. Her gelen rektörden sonra Üniversitede hiçbir şey değişmez ve hatta kadrolaşma daha da arttığı için baskılar daha da artar.
  2. Üniversitelerin topluma neden yararlı olamadıkları hiç tartışılmaz ( Ör: Üniversitelerde 64 Biyoloji bölümü olduğu halde biyolojik zenginliklerimiz yeteri kadar bilinmez. 9 Orman fakültemiz olduğu halde ormanlarımız hızla azalır. 14 Veteriner fakültesi olduğu halde besi hayvanları ve et gereksinimi dışarıdan karşılanır. 19 Ziraat Fakültesi olduğu halde Türkiye’deki tohum piyasası yabancıların elinde ve gıdalarımızı dışarıdan karşılarız. 8 Eczacılık Fakültesi olduğu halde yerli ilaç üretemeyiz. 23 İlahiyat Fakültesine rağmen insanlarımız dini şeyhlerden öğrenir. 42 Tıp Fakültesine rağmen sağlık sorunlarımızı çözemeyiz. 24 Hukuk Fakültemize rağmen hukuku Avrupa Birliğinden öğreniriz. )

 

3. Ders ücretleri kaldırılıp Öğretim üyelerine doğru dürüst maaş verme ve kimi hiç ders ücreti

alamazken bazılarının 1 milyara kadar ek ders ücreti alma keyfiliği önlenmez.

 

4. Kağıt üstünde de olsa 70-80 saat veya daha fazla derse giren ( tabii bu derslerin hazırlığı,vize ve

final sınav kağıtlarının okunması vb. ) yaz okulu açan,resmi kurumlarda görevli olan,fakültede

çeşitli idari görevleri olan yüzlerce ve binlerce öğretim üyesinin gerçek bilim adamı olmasının

mümkün olamayacağını kimse görmek istemez.

5. Mesleği ile ilgili birkaç yıl öncesinin bilgilerini ( bilimsel dergiler ve kitapların çok azına ulaşabilir )

veya en yeni bilgileri ( uluslararası kongrelere gitmesi için kaynak yoktur ve kendisinin mali gücü

buna uygun değildir ) öğrenme olanağı üniversitede bulunamazken kamuoyunda üniversite

denince baş örtüsü sorunu akla gelir.

  1. Başka resmi kurumlarda devlet, kurum personeline bir çok olanak sağlarken ( ikramiyeler,başarı teşvik primleri,lojman,yaz dinlenme kampları,ulaşım servisleri vb. ) üniversite öğretim üyelerine hiçbir olanak sağlanmaz hatta konuştuğu şehir içi telefon parası maaşından kesilir.
  2. Bilim ve teknoloji önemli olmadığından, öğretim üyelerinin maaşları başka devlet memurlarının maaşları ile kıyaslanır ve öğretim üyelerinin maaşları şu kurum üyelerinin maaşlarından yüksek olamaz diye yazılı olmayan ama olan, kurallar konduğu iddia edilir. Daha sonra üniversitelerde ek ders kepazelikleri yaşanır.
  3. Malaparte ( sülalesi kötü ) lakabı ile eserler veren İtalyan yazar Kurt Erich SUCKERT’ e neden bu lakabı seçtiği sorulduğunda “ ne yapayım Bonaparte (sülalesi iyi ) soyadını benden önce Napolyon kaptı “ demesi örneğinde olduğu gibi Üniversitemizde “ Milliyetçilik “ ve “ Müslümanlık “ unvanları daha önce kapılmış olduğundan diğer bilim adamlarına ancak bunların karşıtı unvanlar kalır veya yakıştırılır.
  4. Birçok nedenle ve merkezi otoriteyle öğretim üyeleri susturulduğu iddia edilmekte olup ülkedeki sorunları konuşan ve bunlar için çözümler teklif eden öğretim üyeleri bulmak oldukça zorlaşır, zaten buna gereksinim de yoktur veya ülkede sorunlar yoktur. İlişikteki karikatürde olduğu gibi öğretim üyelerinin “ Emirler zinciri “ nin bir parçası olduğu iddia edilir.

 

SONUÇ - 1

 

  1. Üniversitedeki yöneticiler ( Bölüm başkanı,dekan,rektör vb. ) ne yaparlarsa yapsınlar, bilirler ki her yaptıkları yanlarına kar kalacaktır. Hatta daha da taltif edileceklerdir. Çünkü Hükümet,Meclis,Adalet mekanizması vb. kendilerine karışamazlar,onlar YÖK’e bağlıdır ve YÖK’te Cumhurbaşkanına.
  2. Üniversite kariyerinde yükselme YÖK öncesi sadece birkaç engel iken YÖK sonrası asgari 29’ a çıkmıştır. Artık üniversiteye gelen her genç kendilerine bağımlı olmak zorundadır.
  3. Her ne kadar YÖK’ün sınıflandırmasına göre üniversiteler “devlet “ ve “ vakıf üniversiteleri “ olarak ayrılsa da, bir çok devlet üniversitesinde birçok öğretim üyesi ve öğrenci devletin değil başka güçlerin varlığını hissederler ve sıkıntılar çekerler.
  4. Üniversitelerde verilen maaşlar öğretim üyelerini tatmin etmemekte ve gelirleri artırmak için çok çeşitli yollar bulunmakta ve bundan sadece yöneticiler ve onlara bağlılıklarını bildirenler yararlanmaktadır.

SONUÇ – 2

 

  1. Başbakanlık 19.6.2000 tarihli e-mail notuı ve 26.6.2000 tarih ve B.02.0.BHİ-08-788.25/6536 sayı
    ile ve Cumhurbaşkanlığı 21.9.2000 tarih ve B.01.0.YKB.02-57-1405-5983 sayı ile verdikleri 
  2. cevaplarda YÖK’ten iddialarımın araştırılması istenmiştir. Ancak 5 Ekim 2000 tarihli Prof. Dr.
    Yaşar KOPRAMAN imzalı aldığım yazıda Fakültenin bu iddiaları araştırmak yerine hakkımda
    soruşturma açtığını ve kendisinin soruşturmacı seçildiğini öğrenmiş bulunmaktayım.

Prof. Dr. Turhan USLU

Gazi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi,

Biyoloji Bölümü

06500 Ankara

e-mail : usluturhan@ttnet.net.tr