F Tipi Cezaevleri

 

Bu tür cezaevlerinin bir ihtiyaç olduğu düşüncesi bundan 10 sene kadar önce ortaya çıktı ancak maddi imkansızlıklar sonucu bugünlere kadar gelindi.Bu cezaevlerindeki temel amaç, terör örgütü mensubu olan tutuklu ve hükümlülerin 30,40,50,hatta kimi zaman 120 kişilik mevcutlara varan koğuş sisteminden arındırılarak 2li 3lü ve 4lü oda sistemi içinde daha kolay kontrol edilebilir ve en önemlisi daha kolay ıslah edilebilir,yani örgütün baskı ve etkisinden daha kolay uzaklaştırılabilir bir konuma kavuşturulmasıdır.

Evet teorik olarak bir insanın suç işlemek yada suç işlemek için bir örgüte üye olmak konusunda serbest iradesi ile seçme hakkına sahip olduğu kabul edilebilir.Tabii ki bu durumda işlenebilecek suçları engellemek yada işlenmiş suçların faillerini yakalayarak adalet mekanizmasına teslim etmek ve bu yolla gerekli cezayı uygulamak devletin görevidir.Suçluya da eğer yakalandıysa kaderine razı olup cezasına katlanmak düşecektir.

Ancak bizim mevcut Cezaevi sistemimiz, artık insanların özgür iradeleriyle doğruya yada suça yönelme konusunda seçme haklarını ortadan kaldırıp herhangi bir nedenle o koğuşlara bir kere düştü ise artık gününün 24 saatinin terör örgütünün kontrolü altında ve sadece örgüt eylemleri ve eğitimi için yaşayıp dışarı çıktığında örgüte hizmet etmekten başka hiçbir şansı bulunmayan militanlar yetiştirmek haline dönüşmüştür.Buna verilebilecek en çarpıcı örneklerden biri de ölüm oruçlarıdır.Pek çok cezaevinde çok sayıda hükümlü örgütlerinin karar ve baskısıyla ölüme zorlanmaktadır.Bu insanların tamamının yada büyük çoğunluğunun böylesine ulvi bir amaç uğrunda ölüme gitmeyi kendi iradeleri ile istediklerini düşünmek biraz safdillik olur.

Mevcut sistemimiz sürdükçe bu tür eylemler ile örgüt içi hesaplaşmalar ve kanlı olaylar devam edecek ve biz de suçtan kurtarma imkanına sahip olduğumuz gençlerimizi bu örgütlere feda etmeye devam edeceğiz.

Tabii şimdi denilebilir ki örgütleri Cezaevleri içinde bu kadar etkin bir duruma getirmeden önce bunu engelleyebilecek tedbirler alınamaz mıydı?

Mevcut fiziki yapı buna büyük oranda elvermiyordu çünkü o kadar kalabalık bir grubun 24 saat görevliler tarafından takip edilebilmesi ve olası eylemlerin önceden haber alınıp gerekli önlemlerin alınabilmesi mümkün değildi.Cezaevi içi örgütlenmeler tamamlanıp eylem dönemi başladıktan sonrada artık geç kalınmıştı.

Zannedilenin aksine Cezaevlerinde her zaman zor kullanma yoluna başvurmamak ve kan dökülmesini engelleyebilmek amacıyla çok hassas davranıldı,her türlü örgütsel eylemde bu eylemin kansız şekilde ve rıza ile sona erdirilebilmesini sağlamak için örgüt istekleri azami oranda kabul edildi.Taviz tavizi doğurdu ve bu günlere kadar gelindi.

Bugünden sonra ise artık bir yapısal değişikliğe gitmek ve yinede insan haklarından taviz vermeden bireylere saygılı fakat örgüt direncini kırabilecek bir sistemi hakim kılmak kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldi.

Aslında kamuoyunda süren tartışmaları sonlandırmak ve milletin bu konuda ne düşündüğünü öğrenmenin en kolay yolu Hükümetin bu konuda yurt çapında acil olarak bir plebisit yapmasıdır.O zaman toplumun bu konudaki düşüncesi net bir şekilde ortaya çıkar.