EL KAİDE TERÖR ÖRGÜTÜNÜN YAPISI

 

A) Örgütün Yapısı

 

     El Kaide isimli terör örgütünün yapısı ve faaliyetlerine kısaca göz atmak gerekirse;     

     Örgüt bir çok ülkeden üyelere sahip dünya genelinde faaliyet gösteren çok uluslu bir yasadışı örgüttür. Usame Bin Laden 1980'lerin başında Sovyet işgaline karşı müslüman ülkelerden Afganistan'a savaşmak üzere mücahitlerin aktığı sırada ezen batı, ezilen İslam karşıtlığı üzerine kafirlere karşı Müslüman dayanışması ve cihad pratiği felsefesi ile bu örgütü kurmuştur.

     El Kaide örgütü Üst Şura ve bağımsız hücrelerden oluşmaktadır.

     Üst yönetimin kendine has yapılanması dışında üç bölümden söz edilebilir.

     Bunlar;

     "Hücreler”  Örgüt tarafından özel eğitim verilmiş ve dünyanın birçok ülkesine dağılmış gruplardan oluşmaktadır, radikal İslamcı gruplarla bağlantılıdır ve bu gruplar tarafından sürekli desteklenmektedir. Bu hücreler bağımsız olarak eylem yapabilmekte ve diğer hücrelerde faaliyet gösteren örgüt üyelerinin kimliklerini bilmemektedir. Amaç bir hücrede faaliyet gösteren örgüt üyeleri yakalandığında diğerlerine ulaşılmasını engellemektir.

      "Mücahitler-Mücahit Gruplar" Afganistan savaşından bu yana örgütün kamplarında eğitim gören, Afganistan, Bosna, Çeçenistan, Filistin ve Irak gibi dünyanın birçok bölgesinde meydana gelen ve süregelen çatışmalara cihad yapmak amacıyla katılan şahıslardan oluşmaktadır.

     "Yerel Örgütlenmeler" Değişik İslam ülkelerinde faaliyet gösteren radikal İslamcı gruplardan oluşmaktadır. Bu Örgütlerin bir kısmı El-Kaide çatısı altında faaliyet gösterirken, bir kısmı bu örgütle doğrudan veya dolaylı irtibatlıdır.                                                    

     Örgüt kamplarında her türlü silahın teorik ve pratik eğitimi sahte seyahat belgesi düzenleme, gizli iletişim teknikleri kullanma, patlayıcı imali ve kullanma, pusu kurma, suikast düzenleme, bilgi toplama, fotoğraflama, keşif, finansman temini, toplum içinde dikkat çekmeden kamufle olma gibi eğitimler yanında ideolojik olarak İslam’ın radikal yorumu ile ele alınan cihad, şehit olma gibi eğitimler de verilmektedir.

     Verilen ideolojik eğitimlerde ABD, İsrail, İngiltere ve Rusya gibi birtakım batı ülkelerinin İslam düşmanlığı yaptıkları, İslam ülkelerini sömürdükleri, Müslümanlara zulmettikleri, İslamı yok etmeyi hedefledikleri gibi fikirlerin işlendiği anlaşılmaktadır.

     Bazı ülkelerde Müslümanlara yapıldığı iddia edilen zulüm ve işkence görüntülerinin bulunduğu CD ve kasetler eğitimin parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu CD’lerde Afganistan, Çeçenistan gibi ülkelerde meydana gelen çatışmalardan orijinal olarak çekilmiş marşlar ve ağıtlar şeklinde sunulan silahlı çatışma, pusu vb görüntülerin yer aldığı görülmektedir. Bu şekilde verilen eğitimlerle cihad ve şehit olma olaylarını benimsemiş militanlar yetiştirilmesi amaçlanmıştır.

     El Kaide'nin başlıca amacı Amerikalıları ve Amerikan etkilerini Müslüman ülkelerden özellikle de Suudi Arabistan'dan dışarı atmak, İsrail'i yok etmek ve Ortadoğu'da Amerikan güdümündeki yönetimleri devirmektir. Böylelikle Usame Bin Laden dünyadaki tüm Müslümanları bir araya getirerek, cihad etmek yoluyla, tek halife önderliğinde şer'i kurallara göre yönetilen bir devlet kurmayı hedeflemektedir. Usame Bin Laden 1998 yılında yayınladığı fetvada, Amerikan vatandaşlarını ve Yahudileri öldürmenin Müslümanlar için bir görev olduğunu, bu görevden kaçanın İslam dininden çıkacağını açıklamıştır.

     El Kaide'nin dünya görüşü ise kısaca, Muhammed İbn-i Abdülvehhab tarafından ortaya konulan Vehhabilik çerçevesinde "cihad" etmektir.

     Muhammed İbn-i Abdülvehhab 18. yüzyılda yaşamıştır. Kendisi Peygamber döneminden sonra İslam’ın gerçek anlamda yaşanmadığını, geleneksel ve kültürel bir din anlayışının oluştuğunu, bu anlayışın gerçek anlamda İslam dinine ait olmadığını ifade ederek, bin yıllık bir dönemi batıl olarak nitelendirmektedir. Vehhabilik özellikle Suudi Arabistan'da kendisine çok fazla taraftar bularak baskın din anlayışı haline gelmiştir. Vehhabiler, Selefilik akidesi temelinde bir inanç sistemi geliştirmişlerdir.

     Selefilerin görüşleri arasında, dini kuralların uygulanmasında akla yer vermemeleri, Kuran ve sünneti görünen yönleriyle ele almaları, tevhid konusunda aşırılığa varan hassasiyetleri, kendi görüşleri dışındaki anlayışları dinden sapmışlık olarak nitelendirmeleri, tasavvuf tarzı yaklaşımları dinin dışında görmeleri, diyaloga ve uzlaşmaya tamamen kapalı olmaları, medeniyetin gereklerinden uzak bir kabile anlayışıyla dini yaşamaya çalışmaları öne çıkmaktadır. El-Kaide örgütü Vehhabilik’ten cihad konusunda yoğun olarak etkilenmiştir.

     23 Şubat 1998'de Londra'da Arapça yayınlanan El Kudüs El Arabi gazetesinde Şeyh Usame Bin Muhammed Bin Laden, Mısır Cihad Örgütü lideri Ayman Al Zevahiri, Mısır İslami Cihad örgütü lideri Ebu Yasir Rifa'i Ahmed Taha, Pakistan Cemiyet-ül Ulema yöneticisi Şeyh Mir Hamza ve Bangladeş Cihad Hareketi lideri Fazlul Rahman'ın, 'Dünya İslam Cephesi' adı altında kaleme almış oldukları Haçlılara ve Yahudilere karşı cihad çağrısı yapan fetvanın önemli bölümleri şöyledir:

     “Yedi yıldır ABD, İslam'ın en mukaddes topraklarının bulunduğu Arap Yarımadası'nı işgal ediyor, zenginliklerini sömürüyor, yöneticileri elinde oynatıyor, halkı tehdit ediyor, komşularını terörize ediyor ve buradaki üslerini komşu Müslüman ülkelere saldırı amacıyla kullanıyor. Amerikalılar yalnızca ekonomik ve dini nedenlerle Müslümanlara savaş açmış değiller, aynı zamanda küçük Yahudi devletine hizmet ediyor ve Kudüs'ün işgali ile orada Müslümanların katlini de gizlemeye çalışıyorlar. Amerikalıların işlediği tüm bu suç ve günahlar Allah'a, onun Peygamberine ve Müslümanlara karşı açık bir savaş ilanıdır. Ve İslam tarihi boyunca ulema, düşmanın Müslüman ülkeleri yok etmeye çalışması durumunda cihadın kişisel bir farz olduğunda birleşmişlerdir.

     Bundan hareketle ve Allah'ın emrine uygun olarak tüm Müslümanlar için geçerli olmak üzere şu fetvayı çıkartmış bulunuyoruz: El Aksa Camii ve Mekke'yi işgalden kurtarmak ve ordularını İslam topraklarından söküp atmak için, ister sivil ister asker olsunlar, Amerikalıları ve onların müttefiklerini, hangi ülkede mümkünse orada öldürmek, her Müslüman için farzdır. Biz Allah'ın rızasıyla, Allah'a inanan ve onun tarafından ödüllendirilmek isteyen her Müslümanı, ele geçirdikleri her yerde ve her zaman Amerikalıları öldürmeye ve paralarına el koymaya çağırıyoruz. Aynı zamanda Müslüman alimleri, liderleri, gençleri ve askerleri; ABD şeytanının ordularına ve şeytanın işbirlikçilerine saldırılar düzenlemeye; bunların arkalarındaki güçleri ortaya çıkarmaya ve onlara unutamayacakları bir ders vermeye çağırıyoruz."

El Kaide 1980’lerin sonunda Usame Bin Ladin tarafından Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne karşı savaşan Arapları bir araya getirmek için kurulmuş, Afgan direnişine finansman, adam, ulaşım desteği sağlamış ve Sünni fundamentalistleri eğitmiştir. Şu andaki hedefi müttefiki olan radikallerle birlikte çalışarak dünya çapında ‘İslam dışı’ saydığı rejimleri devirerek ve Müslüman ülkelerden Batı yanlılarını ve gayri-Müslümanları sürerek pan-İslamik halifelik kurmaktır.

‘Yahudiler ve Haçlılara Karşı Cihadın Dünya İslami Cephesi’ bayrağı altında Şubat 1998’de yayınlanan bildirisinde –sivil ya da asker olsun- tüm Amerikalıları ve dünyanın dört bir yanındaki müttefiklerini öldürmenin tüm Müslümanların görevi olduğunu söylemiş, Haziran 2001’de Mısır İslami Cihad (Al-Jihad) ile birleşmiştir.

     Taktikleri arasında suikast, bombalama, uçak kaçırma, adam kaçırma, intihar eylemleri vardır. Bin Ladin’in biyolojik, kimyasal ve nükleer silah alma yönünde güçlü bir isteği olduğu yönünde de birçok rapor bulunmaktadır, ayrıca bu yönde konuşmaları da vardır.

    Hedefler genelde ABD’nin, müttefiklerinin ve ılımlı Müslüman hükümetlerin kamu binaları, elçilikler ve askeri personel gibi önemli sembolleri olmaktadır.   
    Bin Ladin politik hayatına Sovyetler Birliği’nin Afganistan işgaline karşı çalışan bilgi araştırmacısı ve finansör olarak başlamıştır. 1990’larda felsefesi radikalleştikçe ve düşman listesi kabardıkça yetenekleri ve bağlantıları da gelişmiştir.

    Öncelikle –bir analiz uzmanının deyimiyle- terörizmin Ford vakfı olarak çalışmış ve temel olarak finansman sağlamıştır ama daha sonra benzer düşüncedeki terörist gruplarına silah, eğitim ve altyapı desteği de sağlamaya başlamıştır.

    İkinci olarak kendi tasarımı olan bir kampanya stratejisi gerçekleştirmek için komutası altında çalışacak kendi militan gruplarını oluşturmaya başlamıştır. Daha sonra radikal İslami politik felsefesini ve mesajlarını fetvalar, kişisel röportajlar ve video mesajlarıyla yaymaya başlamıştır.

   Yakın tarihli belgelenmiş saldırıları:

• 20.11.2003 - Istanbul, Türkiye
• 15.11.2003 - Istanbul, Türkiye
• 8.11.2003 – Riyad, Suudi Arabistan
• 27.10.2003 – Bağdat, Irak
• 7.6.2003 - Kabil, Afganistan
• 12.5.2003 – Riyad, Suudi Arabistan
• 23.1.2002 – Karaçi, Pakistan

     El Kaide’nin dünya çapında hücreleri vardır ve aşırı Sünni şebekeleriyle olan bağlantısı sayesinde güçlenmektedir. Ekim 2001’den beri Afganistan’a gerçekleştirilen Koalisyon saldırıları El-Kaide’nin koruyucusu Taliban’ı çökertmiş ve bir kısım El Kaide üyelerinin yakalanması, öldürülmesi ya da dağılması sonucunu vermiştir.

     El Kaide küresel uzantıları olan çok-uluslu bir şebekedir ve Afganistan, Cezayir, Bosna, Çeçenistan, Eritre, Kosova, Filipinler, Somali, Tacikistan ve Yemen’deki militanları finansman, eğitim ve lojistik açısından desteklemektedir Buna ek olarak El-Kaide’nin Afrika, Asya, Avrupa, eski Sovyetler Birliği, Ortadoğu ve Kuzey ve Güney Amerika’daki birçok saldırı ve çatışmayla da bağlantısı olduğu düşünülmektedir.

     El Kaide’nin binlerce üyesi ve yandaşı olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca birçok fundamentalist Sünni grupları, al-Gama’a al-İslammiya’nın bazı üyeleri, Özbekistan İslam Hareketi ve Harakat ul-Mujahidin gibi isimleri içeren dünya çapındaki bir şebekenin odak noktasını ya da şemsiyesini oluşturmaktadır.
    Bayat yemini (sadakat yemini) eden gerçek üyelerin sayısı bilinmemektedir ancak El-Kaide’nin Afganistan’da ve belki de Endonezya’daki kamplarda 5000 kadar militan eğittiği tahmin edilmektedir.

    Liderler, diğer terörist organizasyonların üst düzey yöneticilerinden seçilmektedir. Örneğin Mısır’ın al-Gama'at al-İslamiyya’sı ve yine Mısır’ın al-Jihad’ı El-Kaide ile yakın bağlantılara sahiptir ve hatta liderleri değişik El-Kaide komitelerinde görev yapmaktadır.

     Bin Ladin inşaat imparatorluğunun sahibi milyarder bir ailenin üyesi olan Usame’nin grubu finanse etmede kullandığı on milyonlarca doları olduğu söylenmektedir. El-Kaide ayrıca para kazanan işler yapmakta, benzer düşüncedeki destekçilerinden bağış almakta ve Müslüman hayır vakıflarına giden paralardan yasadışı şekilde kendi kanalına para aktarmaktadır.


     El-Kaide’nin dünya çapında işbirliği yaptığı terörist gruplar arasında; 


Afganistan -Afganistan Ulema Birliği

Cezayir- Silahlı İslami Grup, Proselitizm ve Savaş Saafi Grubu

Bangladeş- Al-Jihad

Kanada- Groupe Roubaix

Mısır- Al-Gama’a al-Islamiyya, Al-Jihad

Hindistan (Keşmir)- Partizan Hareketi

Endonezya- Jemaah Islamiah

Irak ve Ürdün- Bayt al-Imam

Lübnan- Asbat al Ansar, Hizbullah, Lübnan Partizan Cemiyeti

Libya- Libya Islami Grubu

Pakistan- Al-Badar, Harakat ul Ansar/Mujahadeen, Al-Hadith, Harakat ul Jihad
 Jaish Mohammed, Jamiat Ulema-e-Islam, Jamiat-ul-Ulema-e-Pakistan, Laskar e-Toiba

Filistin- İslami Cihad

Filipinler Moro Islamic Liberation Front, Abu Sayyff

Somali- Al-Ittihad

Özbekistan- Özbekistan İslam Hareketi

Yemen- El-Cihad Grubu  sayılabilir.

 

      Ağustos 1996’da bin Ladin ‘İki Kutsal Caminin Topraklarında Yaşayan Amerikalılara karşı Cihad; İnançsızların Arap Yarımadasından Sürülmesi’ Deklarasyonu’nu yayınlamıştır.    
     Şubat 1998’de El-Kaide işbirlikçileri ‘‘Yahudiler ve Haçlılara Karşı Cihadın Dünya İslami Cephesi’ bayrağı altında Müslümanların dünyanın her yerinde Amerikalıları –siviller dahil- öldürmeleri gerektiğini söyleyen fetva yayınlamıştır.

     Mayıs 1998’de bin Ladin, ABD ordusunu ‘İslam’ın düşmanları’ olarak niteleyen ve ABD ve yandaşlarına karşı cihat açan bir El-Kaide fetvasını onaylamıştır.
     Mayıs 1998’de bin Ladin, ‘İslam’ın Nükleer Bombası’ isimli bir beyanla ‘Allah’ın düşmanlarını püskürtmek için Müslümanların mümkün olduğunca çok güç toplaması gerektiğini’söylemiştir. 
     Bin-Ladin’e göre El-Kaide’nin amacı tüm Müslümanları birleştirmek ve Halife’nin buyruğunu takip eden bir hükümet kurmaktır ve bu da ancak güç ile yapılabilecektir. Bin Ladin dünya çapındaki tüm mevcut İslami grupları radikalleştirmek ve yeni radikal İslami gruplar meydana getirmek istemektedir. Batı etkisindeki tüm Müslüman hükümetleri devirmek ve devlet sınırlarını ortadan kaldırmak nihai hedefidir.  
     Pakistan, Endonezya, Malezya, Filipinler ve Somali yeni saldırı hedefleri olabilmeleri açısından hassas bölgeler olarak görülmektedir.

     El Kaide’nin alt yapısı, Afganistan’daki üslerine gerçekleştirilen ABD saldırıları dolayısıyla sakatlanmış olsa da, bağlantılı grupların gevşek hücresel yapısı ve pahalı olmayan iş yapma metodları gerçek ve mevcut bir tehdit anlamına gelmektedir. Öyle ki 2001 Eylül saldırılardan sonra bile Avrupa’daki ABD elçiliklerine karşı planlanan El-Kaide bağlantılı saldırıların olduğu ortaya çıkmıştır.
    Bin-Ladin ve şebekesine atfedilen olayların listesini değerlendirdiğimizde %50’den biraz azının başarılı olduğunu görüyoruz. İntihar saldırılarını kabul etmesi ve desteklemesi açısından diğer teröristlerden ayrılmaktadır. Bu da eğer kitlesel imha silahlarına sahip olduğu takdirde hedeflediği kurbanları için kötü bir haber anlamına gelmektedir. Daha az güvenliğe sahip bölgelerde önemli bazı kamu binalarını bombalamış ve birkaç başarısız suikast de ona atfedilmiştir. Örgütü birçok yere saldırı düzenlemek için uçak kaçırma ve uçak bombalama eylemleri gerçekleştirmiştir.

    Sonuç olarak bin Ladin Batı menfaatleri karşısındaki en büyük terörist tehdit olsa da, radikal İslam militanlarını operasyonlarına dahil etme becerisinin ve El-Kaide’nin kollarının gizlendiği yerlerin radikal Müslüman gençliği olduğu anlaşılmaktadır. Saldırıların önemli bir bölümü Afrika ve Ortadoğu’da gerçekleşmiş olsa da, Avrupa ve Asya’da da önemli sayıda saldırı planı ortaya çıkarılmıştır.

 

B) Türkiye Yapılanmasının Kuruluşu

 

“Selefi/Vehhabi çizgideki radikal-eylemsel görüşleri savunan, geçmiş dönemde Pakistan’da askeri ve siyasi eğitim alan Habib AKDAŞ isimli şahsın liderliğinde; Ülkemizdeki Selefi referanslı bazı radikal dini grup ve örgütlerle de iltisaklı, cihat bölgelerinde selefi yapılanmalar içerisinde yer almış şahısların da aralarında bulunduğu Saadettin AKDAŞ, Gürcan BAÇ, Feridun UĞURLU, Azat EKİNCİ, Abdulkadir KARAKUŞ, Mesut ÇABUK, Osman EKEN, Suat ŞARMAN, Yusuf POLAT, İlyas KUNCAK gibi isimlerden meydana gelen bir çekirdek kadro oluşturulmuştur.

Lideri; Selim-Hüseyin (K) Habib AKDAŞ isimli şahsın örgüt mensuplarınca Emir olarak seçildiği ve El Kaide’yle ilişkilerde öne çıktığı görülmektedir.

15-20.11.2003 tarihinde meydana gelen intihar eylemlerinin faillerinin yakalanmasına yönelik olarak yürütülen Türkiye genelinde Ankara, Antalya, Ağrı, Bingöl, Bursa, Hatay, Hakkari, İstanbul, Kocaeli, Konya, Mardin, Sakarya, Van ve Zonguldak illerinde gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde toplam (326) örgüt mensubu yakalanmıştır.

Türkiye’de mevcut grupların ortak özellikleri incelendiğinde; Türkiye Cumhuriyetini Darul Küfür (Küfür Ülkesi) olarak gördükleri, örgüt liderini EMİR olarak adlandırdıkları, kendi mensupları haricindeki herkesi TEKFİR ederek KÂFİR gördükleri, Mevcut Anayasal Düzeni TAĞUT (Dini Hükümlerle Yönetilmeyen) olarak nitelendirdikleri, örgüt içerisinde ASKERİ KANAT KOMUTANLIĞI, BEYTULMAL, MECLİS, ŞURA gibi yapıların bulunduğu, örgüt mensuplarının çocuklarını Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullara göndermedikleri ve devlet kurumlarının hiç birini benimsemedikleri, örgüt içerisinde mahkemeler kurularak sürgün, ailesini alıkoyma gibi cezalar verildiği, internet siteleri üzerinden propaganda ve eleman toplama faaliyetlerine devam ettikleri, kırmızı ışıkta duranları dahi düzene uymuş oldukları için kafir ilan ettikleri tespit edilmiştir.

          EL-KAİDE isimli terör örgütünün amacı dünyadaki tüm Müslümanların katılımı ile silahlı mücadele yöntemini kullanarak Şerri hükümlerle yönetilen bir devlet kurmaktır. Nihai olarak ise; Batı güdümündeki tüm Müslüman hükümetleri yıkmayı, sınırları kaldırmayı ve böylelikle bir halife yönetiminde Panislamizm doğrultusunda kendisine yakın aşırı İslamcı gruplarla işbirliği yaparak batılı güçlerin İslam Ülkelerinden özellikle de Suudi Arabistan Topraklarından çıkartarak dünya çapında bir din devleti kurmayı amaçlamaktadır.

          Bilindiği üzere yasadışı EL-KAİDE terör örgütünün Türkiye unsurlarınca, 15.11.2003 tarihinde İlimiz Şişli ilçesinde bulunan BETH-İSRAEL SİNAGOGU ile Beyoğlu ilçesinde bulunan NEVE-ŞELOM SİNAGOGU’ na, 20.11.20003 tarihinde ise Beyoğlu ilçesinde bulunan İNGİLTERE BAŞKONSOLOSLUĞU ile Beşiktaş İlçesinde bulunan HSBC BANK Genel Merkez binasına yönelik eş zamanlı bombalı intihar saldırıları düzenlenmiş olup saldırılar sonucunda çok sayıda insanımız hayatını kaybetmiştir.

          Söz konusu eylem sonrası gözaltına alınan örgüt mensuplarının beyanları ve elde edilen belgelerden de anlaşılacağı gibi Ülkemizden CİHAT maksatlı Pakistan ve Afganistan ülkelerine giden şahıslar, bu ülkelerde askeri kamplarda teorik (siyasi) pratik (askeri) eğitim almışlardır. Burada bulundukları süreç içerisinde EL-KAİDE terör örgütü ile organik bir bağ kurmuşlar ve örgütten aldıkları eylem talimatı ve maddi yardım ile Ülkemize dönerek eylem gerçekleştirmek üzere bir grup oluşturmuşlar ve 15-20 Kasım eylemlerini gerçekleştirmişlerdir.

          Yukarıda da belirtildiği gibi, Ülkemizden CİHAT bölgeleri olarak adlandırılan bölgelere gidip gelen şahısların tamamı EL-KAİDE terör örgütü ile irtibat kurmasalar da almış oldukları siyasi eğitimin etkisi ile SELEFİ/VAHABİ anlayışa sahip olarak Ülkemize döndükleri, yapılan operasyonlarda elde edilen dokümanlar ve şahıslarla yapılan görüşmelerde anlaşılmıştır.

          Benzer anlayışa sahip Engin VURAL ve Nihat DOĞANEL isimli şahıslar Adem ÇETİNKAYA isimli şahsın organize etmesi ile 09.03.2004 tarihinde  Kartal İlçesi Yakacık Semtinde bulunan “HÜR VE KABUL EDİLMİŞ BÜYÜK MASON LOCASI”’na bombalı intihar eylemi düzenlemişlerdir. Bu eylem neticesi dernek çalışanlarından Hüseyin KURUGÖL hayatını kaybetmiş, (1) dernek çalışanı ile (4) dernek üyesi de çeşitli yerlerinden yaralanmış, eylemi gerçekleştiren şahıslardan Nihat DOĞANEL ölmüş, Engin VURAL ise yaralı olarak ele geçirilmiştir.

          Yine 24.01.2008 günü Gaziantep ilinde Gaziantep Emniyet Müdürlüğünce yasadışı EL-KAİDE örgütüne yönelik olarak yapılan bir operasyon neticesinde, örgüt mensupları ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada, (1) polis memuru şehit olmuş, (4) polis memuru ise yaralanmıştır.

          Operasyon sonrası çatışmanın çıktığı örgüt evinde (2) örgüt mensubu ölü olarak ele geçirilmiş, devam eden operasyonlarda ise; (25) örgüt mensubu yakalanmıştır.

          Aynı gruplarla irtibatlı, ilimiz Bağcılar ve Bayrampaşa ilçelerinde kendi kurdukları illegal mescitlerde Selefi görüşler doğrultusunda faaliyetleri tespit edilen, mevcut anayasal düzenin alternatifi yeni bir hukuk ve eğitim sistemi kurarak, kendi aralarında bu sistem doğrultusunda hareket eden, liderliğini Hanzala (K) Halis BAYANCUK’un yapmış olduğu gruba yönelik, 01.04.2008 günü ilimiz merkezli olmak üzere ülke genelinde yapılan operasyonlarda toplam 35 kişi yakalanmış, bunlardan 25’i tutuklanmış olup halen 32 şahsın yargılanmalarına devam edilmektedir.

          Son olarak İlimiz Sarıyer ilçesinde faaliyet gösteren ABD Başkonsolosluğu’na 09.07.2008 Tarihinde Erkan KARGIN, Bülent ÇINAR, Raif TOPÇİL isimli militanlar tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda görevli üç Polis Memuru şehit edilmiş, iki polis memuru da yaralanmıştır. Saldırıyı planlayan ve gerçekleştiren şahıslardan Erkan KARGIN ‘ın da Afganistan ve Pakistan’da bulunan cihad bölgelerine giderek El-Kaide kamplarında askeri ve siyasi eğitim aldığı, ayrıca bu şahsın ölü olarak ele geçirildiği eylem sonrası, üzerinden, 2007 yılı Ekim ayında Pakistan’da müttefik kuvvetlerle girdiği silahlı çatışmada öldürülen Ahmet Ali (K) Sercan DAVUTOĞLU’nun fotoğrafının çıktığı tespit edilmiştir.

          Belirtildiği gibi Türkiye ve Uluslararası düzeyde faaliyet gösteren El-Kaide Terör örgütünün üst yönetim organı haricinde,

     1) Çok Uluslu Hücreler ,

     2) Mücahitler-Mücahit Gruplar,

     3) Bölgesel -Yerel Örgütlenmelerden oluştuğu,

          Bölgesel ve yerel grupların kendi imkanlarıyla yerel bazda kurulduğu ve faaliyet gösterdiği, bu örgüt ve grupların bir kısmı direkt olarak El Kaide çatısı altında bir kısmının ise El Kaide ile zaman içerisinde lokal düzeyde irtibata geçerek faaliyet gösterdiği bilinmektedir.

          Yine El Kaide Terör Örgütü’nün dünya genelindeki Türk dış temsilcilikleri ile Türkler ile ilgili hedeflere yönelik eylem planlarının olduğu, son zamanlarda Ülkemiz aleyhine eylem arayışı içerisinde olan terör örgütü tarafından başta ABD, İngiltere ve İsrail elçilikleri, diplomatik misyonları, irtibat büroları ticari tesisleri ile ibadethaneler ve bu ülkelerin vatandaşlarının yoğun olarak bulundukları bölgelerde eylem gerçekleştirebileceği,

          Geçmişte yapılan  terör eylemlerinde de görüldüğü üzere, El Kaide Terör örgütünün ülkemiz topraklarında da eylem yapma doğrultusunda kararlar aldığı, bu tür bir eylemde İsrail ve ABD kurum ve kuruluşları olmak üzere batılı ülkelerin ülkemizdeki kurum ve kuruluşlarının hedef alınabileceği ve bu tür eylemler için ülkemizde bulunan çeşitli radikal gruplar ve uyuyan hücreleri taşeron olarak kullanabileceği,

          Yerel radikal grupların ve oluşumların ideolojik olarak El Kaide ile irtibat kurma potansiyeline sahip ve aynı radikal dini referanslardan beslenmiş-etkilenmiş olmalarına rağmen genellikle El Kaide ile somut bir irtibatlarına rastlanılmadığı, bu grupların El-Kaide terör örgütü tarafından ilişki kurulabilecek potansiyele sahip oldukları, ayrıca çeşitli radikal grupların El Kaide ile somut bir ilişkiye geçmeden de bu örgüt adına ve örgüt ideolojisi doğrultusunda bulundukları ülkelerde ABD, İsrail gibi ülke hedeflerine yönelik eylemlere girişebildikleri,

          Yerel örgüt ve gruplardan ideolojik olarak El Kaide’ye yakın olanların (özellikle Selefi-Vehhabi çizgideki radikal referanslara sahip gruplar) örgüt tarafından daha kolay eylemlere kanalize edilebildiği, cihat bölgelerine talep edilen her tür yardımın radikal gruplar içerisinde faaliyet gösteren şahıslar tarafından İslama ve mücahitlere eleman ve yardım şeklinde algılandığı, bu çerçevede örgütlere bilerek veya bilmeyerek lojistik destek noktasında yardımlarda bulunulduğu bilinmektedir.