TCK 188 KAPSAMINDA UYUŞTURUCU ÖRGÜTÜ

 

5237 sayılı TCK.’nun 188. maddesinin 5.fıkrası, toplu olarak işlenen uyuşturucu imal, ithal, ihraç ve ticareti suçlarında yeni bir tanım getirmiş, bu suçların suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında attırılacağını ön görmüştür.

Her davaya konu olayda uyuşturucu suçunun bir örgütsel faaliyet çerçevesinde işlenip işlenmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

Kanaatimizce, TCK 220. maddede tanımlanan suç işlemek için örgüt oluşturmak suçu, hazırlık hareketlerinin cezalandırıldığı bir tehlike suçu olup bu düzenleme ile istikbalde işlenebilecek suçların önlenmesi amacı güdülmektedir. Suç işlemek için örgüt kurmak, toplum düzenini tehlikeye sokmaktadır.

Ayrıca belirtilmelidir ki, suç örgütü, haksız ekonomik çıkar elde etmek amacı ile işlenmekte olan araç suçları işlemede bir kolaylık sağlamaktadır. Bu nedenlerle, işlenmesi planlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan bu fiil, ayrı suç olarak tanımlanmıştır. Yasa koyucunun amacı basit bir birleşme olmayıp, toplum için tehlike yaratacak bir birleşmeyi cezalandırmaktır.

Bu suçu basit bir birleşmeden ayıran unsurlar devamlılık, birden fazla suç işlemek amacıyla bir araya gelmek ve ortak hedeftir. Bu anlamda örgüt, birden çok ve belirsiz sayıda suçların işlenmesi yönünde ortak bir niyet ve karar ile birleşmeyi zorunlu kılmaktadır.

Örgüt suçunun unsurları arasında ayrıca planlı bir ortaklık ve eylemli paylaşma iradesinin varlığı gerekmektedir.

Bir kısım yazarlarca ve Yargıtay’ın son dönem içtihatları ile hiyerarşik bir yapının, liderin ve emir komuta zincirinin suçun unsuru olarak bulunması gerektiği savunulmakta ise de pek çok örgüt yapılanması içerisinde bu unsurların varlığı da görülmekle beraber bunlar örgüt yapısının olmazsa olmaz unsurlarından sayılmamalıdır. Sanıklar arasında planlı bir ortaklık, süreklilik ve eylemli paylaşma iradesinin bulunması gerekli ve yeterlidir.

Nitekim tarafı olduğumuz, Birleşmiş Milletler Sınıraşan Organize Suçlarla Mücadele Sözleşmesinin 2. maddesinde organize suç grubu, doğrudan veya dolaylı olarak mali veya diğer bir maddi çıkar elde etmek amacıyla belli bir süreden beri var olan ve bir veya daha fazla ağır suç veya yasa dışı eylemi gerçekleştirmek amacıyla birlikte hareket eden üç veya daha fazla kişiden oluşan yapılanmış grup olarak tanımlanmıştır.

Sözleşme uyarınca ağır suç, üst sınırı 4 yıl veya daha fazla hürriyetten mahrumiyeti gerektiren suç olarak belirtilmektedir.

Yine sözleşme uyarınca yapılanmış grup, belirli bir suçu derhal işlemek için tesadüfi olarak oluşturulmamış ve üyelerinin rollerinin şeklen belirlenmesi şart olmayan, üyeliğinin devamlılığı veya gelişmiş bir yapısı olması gerekmeyen bir grup olarak tanımlanmıştır.

Bu tanım,  üyelerinin rollerinin şeklen belirlenmesi şart olmayan ifadesine yer vererek gerçekte örgüt üyelerinin gevşek de olsa bir hiyerarşik bağla birbirlerine bağlı olmalarının gerekmediğine işaret etmektedir.

Anayasamızın 90. maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu kuralı nazara alındığında bu tanımın suç örgütlerine ilişkin iç mevzuatımızda da bağlayıcı nitelikte olduğunun kabulü gerekmektedir.

Suçun manevi unsuru ise özel kasttır. Faillerin suç işlemek maksadıyla yani bu saik altında bilerek ve isteyerek birleşmiş olmaları gerekmektedir.

Yasa koyucu ayrıca, suç işlemek amacıyla kurulan örgütün 220. madde kapsamında değerlendirilebilmesi için yapısı, üye sayısı ve araç, gereç bakımından işlemeyi amaçladığı suçları gerçekleştirebilecek yeterlilik ve olgunluğa sahip olması gerektiği hükmünü getirmektedir. Bu bakımdan her bir somut davada yargılamaya konu örgüt iddiasının işlediği ve işlemeyi amaçladığı suçlar bakımından yukarıda belirtilen ölçüler çerçevesinde yeterliliğe sahip olup olmadığının da incelenmesi gerekecektir.

Bu suç tanımı ile korunan hukuki değer, kamu güvenliği ve barışıdır. Kamu güvenliği ve barışının bozulması ise, bireyin güvenli, barış içinde yaşamak hakkını da zedeleyecektir. Bu nedenle söz konusu düzenlemeyle aynı zamanda bireyin, Anayasada güvence altına alınmış olan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı da korunması amaçlanmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek suçu tanımlanmıştır. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Bu seçimlik hareketler, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmektir.

Örgütün varlığı için suç işlemek amacı etrafındaki fiili birleşme yeterlidir. Örgüt, niteliği itibarıyla, devamlılık arzeder. Bu itibarla, kişilerin belli bir suçu işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgüt değil, iştirak ilişkisi mevcuttur. İştirak ilişkisinden bahsedebilmek için, suç ortakları nezdinde suçun, konu veya mağdur bakımından somutlaşması gerekir. Buna karşılık, örgüt yapılanmasında, işlenmesi amaçlanan suçların konu veya mağdur itibarıyla somutlaştırılması zorunlu değildir.

Suç işlemek için örgüt kurulması bir tehlike suçudur. Her ne kadar en az üç kişinin belli amaç etrafında suç işlemek üzere devamlı surette fiilen birleşmesi suretiyle örgüt meydana gelebilirse de; kurulan örgüt, güdülen amaç bakımından somut bir tehlike oluşturmayabilir. Bu nedenle, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması aranmalıdır. Bu bakımdan, örneğin sadece üç kişinin bir araya gelmesi, devletin ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik suçları işleme açısından somut bir tehlike taşımayabilir; buna karşılık, ekonomik çıkar sağlamaya yönelik suçlar açısından elverişli olabilir.

Bu suç, bir amaç suç niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, söz konusu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Kişiler, suç işlemek amacıyla bir örgütlenme yapısı içinde bulunmalıdırlar. İşlenmesi planlanan suçların türü veya niteliği, sadece bu suç için öngörülmüş olan alt ve üst sınırlar arasında somut cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Örgüte üye olmak, fiili bir katılmadır. Örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur. Tek taraflı iradeyle de katılmak mümkündür.

Örgütün silahlı olması, tanımlanan suçların daha ağır ceza ile cezalandırılmasını gerektiren nitelikli unsurunu oluşturmaktadır. Suç örgütünün silahlı olup olmaması veya sahip olunan silahların cins, nitelik ve miktarı, somut tehlikenin belirlenmesi veya var olan somut tehlikenin ağırlığı bakımından dikkate alınmalıdır. Örgütün silahlı olduğunun kabul edilebilmesi için ele geçirilen silahların örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda hazır bulundurulduğunun ispat edilmesi zorunludur.

Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunacaktır. Bir veya ikinci fıkrada tanımlanan suçlardan dolayı cezaya hükmedilebilmesi için, ayrıca örgütün amacı çerçevesinde bir suçun işlenmesi gerekmez. Örgütün faaliyeti çerçevesinde ayrıca suç işlenmesi halinde, hem bir veya ikinci fıkrada tanımlanan suçtan hem de işlenen suçtan dolayı cezaya hükmedilecektir.

Örgüt yöneticilerinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılması gerektiği kabul edilmiştir. Örgüt yapısı içinde, kendisine suç işlemek gibi örgütün amacına uygun bir görev verilen kişi bu görevini yerine getirmezse, hemen yerine bir diğeri rahatlıkla ikame edilebilmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, cezaların kişiselliği ilkesi bakımından şüphe taşımakla beraber örgütün yöneticisi konumunda olan kişilerin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak sorumlu tutulmaları gerektiği hükmünü vazetmiştir.

Örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişinin, örgüt üyesi kabul edilerek cezalandırılması öngörülmüştür. Bu kavram altında söz konusu edilen fiiller, nitelik bakımından örgüte üye olmak gibi sorumluluğu gerektirmektedir.